Projeler

Türkiye’de Kültürel Çoğulluğun Bağımsız Araştırmacıları ve Sivil Toplum Kuruluşları için Eğitim ve Ağ Oluşturma Projesi (2018 - 2019) ile İlgili Ürünler


“Çerkes Feminist Kadın Yazar Ulviye Nuriye Mevlan Civelek”
Gizem Ersoy

TÜRÜ: Makale / Proje Raporu
YAYIN YILI: 2019


Bir Çerkes Halk Dansı: Wuıc
Gül Yılmaz & Erdoğan Yılmaz

TÜRÜ: Makale / Proje Raporu
YAYIN YILI: 2019


Kadınlar Wuıc'ı Anlatıyor
Gül Yılmaz & Erdoğan Yılmaz

TÜRÜ: Makale / Proje Raporu
YAYIN YILI: 2019


Dersim 37-38 Tertelesi Toplu Mezar ve Katliam Yerleri
Cemal Taş

TÜRÜ: Makale / Proje Raporu
YAYIN YILI: 2019


Divriği'de İki Ermeni Köyü: Annemin Odur ve Armutak Köyleri
Satenik Usta

TÜRÜ: Makale / Proje Raporu
YAYIN YILI: 2019


“Beraber Yaşayabiliyor muyuz? Yedi Sivil Toplum Kuruluşunun Çalışmaları ve Düşünceleri”
Bahar Ege

TÜRÜ: Makale / Proje Raporu
YAYIN YILI: 2019


19. Yüzyılda Bir Osmanlı Ermeni Pozitivisti: Yeğya Demircibaşyan
Can Erzurumluoğlu

TÜRÜ: Makale / Proje Raporu
YAYIN YILI: 2019


“Beraber Yaşayabiliyor muyuz? Yedi Sivil Toplum Kuruluşunun Çalışmaları ve Düşünceleri”

Eser Sahibi: Bahar Ege
Tür: Makale / Proje Raporu
Kültürel Grup: Genel (Kültürel çoğulluk)

‘Beraber Yaşayabiliyor muyuz’ başlıklı araştırma raporunun konusu, Türkiye’deki kültürel çeşitlilik ile birlikte ulus-devlet ve Türk üst kimliği inşa sürecinde, tanınma ve kültürel hakların teslim edilmesi için mücadele veren ve bu mücadeleyi kurdukları sivil toplum kuruluşları altında örgütlenerek sürdüren kültürel gruplardır. Kültürel gruplar olarak etnik, dini kimliklerini sürdürme mücadelesindeki yedi sivil toplum kuruluşunu öykülerini, amaçlarını, faaliyetlerini sorduğum mülakatlar aracılığıyla daha yakından tanımayı ve araştırmanın sorunsalı üzerinden düşüncelerini öğrenmeyi amaçladım. Araştırmanın sorunsalı ise Türkiye’de kültürel çoğulluğun birlikte yaşayıp yaşayamadığıdır. - A +
-  A  +

"(...) Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarının nicel ve nitel olarak artışı 1999 Marmara Depremi ve sonrasındaki çalışmalara denk gelse de Dernekler Kanunu’nun 1990’lardan sonra farklı kültürel grupların dernek isimlerinde yer alabileceği hakkındaki kanun değişikliği, Avrupa Birliği (AB)’ne giriş müzakereleri ve AB uyum yasaları çerçevesinde oluşan elverişli politik ortam farklı kültürel grupların da örgütlenmesine ve bir sivil toplum kuruluşu şemsiyesi altında örgütlü olarak çalışmalar yürütülmesine ortam hazırlayarak sivil toplumu canlandırmıştır. Türk etnik kimliğinin baskıladığı kültürel kimliklerin kendilerini ayrı özgün kimlikler olarak ifade etmeleri ve örgütlenmelerinin, ulus-devlet kavramına ve ülke güvenliğine bir tehdit olmadıkları anlayışı bu dönemde kabul görse de Gezi Hareketi, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi, sonrasındaki olağan üstü halin uzun süre devam etmesi ve kanun hükmünde kararnamelerle birçok sivil toplum kuruluşunun kapatılması sonrasında sivil toplum kuruluşlarının mevcudiyetlerini devam ettirmeleri önündeki sosyo-politik ve ekonomik engeller, 90’lardan sonra faaliyetleri ivme kazanan kültürel grupları yaşatmaya çalışan sivil toplum kuruluşlarına üyeliklerin azalmasına, bağışların azalmasına, faaliyetlere katılan kişilerin sayısının azalmasına da yol açmıştır. (...)" (Sayfa 7)