Haberler

Zana Farqînî: Türklere Helâl Olan Neden Kürtlere Haram?

2132 sayfalık Kürtçe-Türkçe sözlüğün yazarı Zana Farqînî’ye göre asimilasyon politikaları yüzünden Kürtçe daha ziyade yaşlıların konuşabildiği bir dil haline getiriliyor. Farqînî, saldırılar, linçler ve aşağılamalar yüzünden de Kürtlerin dillerini daha kısık sesle konuşmaya başladığını aktarıyor. Bir zamanlar Demirel’in Balkan Türkleri, Erdoğan’ın Almanya’daki Türkler için istediği anadilde eğitim hakkına işaret eden Farqînî soruyor: “Türklere ana sütü gibi helâl olan, neden Kürtlere haram."
-  A  +

Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın, geçen hafta “Renklerin ve dillerin farklı olması ilahi bir hediyedir, kıymetini bilene nimettir” diyordu. Kalın’ın bu sözleri, 76 yaşındaki Ali Boçnak’n, 2009 tarihinde Kürtçe mevlit okuduğu için atıldığı hapiste hayatını kaybetmesinden sonraya denk geliyordu.

Bırakın anadilinde eğitimi, sokakta bile Kürtçe konuşmanın saldırılar nedeniyle tehlikeli hale geldiği bu dönemde, akademide Kürtçe bilim yapmak yasaklanıyor, sanatçılar karakola çağrılıp “Kürtçe söylersen başın ağrır” diye tehdit ediliyor, müzisyenler konserlerden eleniyor. Kürtlerin seçtiği belediye başkanlarının hapse atılmasından sonra yerlerine atanan kayyımların ilk icraatları, Kürtçe tabelaları kaldırmak, Kürtçe kültür-sanat faaliyetlerini sonlandırmak oluyor. Bir asırdır devam eden asimilasyon politikasını daha da aleni biçimde derinleştirenler, Kürtçenin gelişimini, kuşaktan kuşağa aktarımını engelleyenler sonra da dönüp “Kürtçe medeniyet dili değil” diyor.

Peki tüm bu politikalar Kürtler ve Kürtçe üzerinde ne tür tesirler bırakıyor? Gündelik hayatta Kürtçenin önüne ne tür bariyerler konuyor? Kürtler arasında Kürtçe konuşma, kuşaklar arası dil aktarımı nasıl bir görünüm arz ediyor? Devlet, Türklerin ve Kürtlerin Kürtçeyle ilişkisini nasıl düzenliyor? 131 bini aşkın sözcük ve 35 bin deyimden oluşan, 2132 sayfalık dev Kürtçe-Türkçe sözlüğün yazarı, Türkiye’deki en yetkin Kürt dilbilimcisi Zana Farqînî’ye kulak veriyoruz.

Özellikle son beş yılda Kürtçeye, Kürtçe kullanımına yönelik baskılar, saldırılar artışta. Genel manzaraya baktığınızda devletin Kürtçe politikası nasıl şekilleniyor? Hedeflenen nokta ne?

Kürtçeyi Kürtler politize etmedi. Ama ortada bir yasaklama, asimilasyon, ret, inkâr politikası ve bunun cumhuriyetin kuruluşuna kadar uzanan bir mazisi var. Ulus devletin karakteri gereği başından itibaren böyle bir yola gidildi. Konjonktüre göre dönem dönem gevşemeler oldu. Örneğin 1960’lı yıllar kısmen bir gevşeme dönemidir ve bu tür anlarda, Kürtçe yayınların, gazetelerin, dergilerin, kitapların hızla bir artış içine girdiğini görüyoruz. Fakat 1980 darbesiyle birlikte bırakın Kürtçe yazmayı, konuşmak bile yasaklandı. Hatta 81 Anayasası'nda birinci derecede resmi olmayan dillerde propaganda yapmak yasaklandı. Özal döneminde birtakım kısmi gevşemeler olsa da, genel anlamda devletin Kürtçeyi kullanılamaz bir dile dönüştürme, Kürtleri asimile etme politikasında hep bir ısrar oldu. Mevcut iktidar da bu politikanın devamcısı oldu. Sokakta Kürtçe konuşan insanlara saldıranlar işte bu ısrar ve uygulamadan cesaret alıyor. Bu açıdan Kürtçe Kürt sorunundan, Kürtçeye yönelik milliyetçi, şoven saldırılar da iktidarın politikasından bağımsız olarak ele alınamaz diye düşünüyorum.

Yani bu tür linç olayları, sokaktaki saldırılar aslında devletin genel politikasıyla örtüşüyor mu?

Elbette, bunlar o politikaların sokaktaki tezahürüdür. Devletin güvenlikçi politikaları ne zaman baskın hale geldiyse, Kürtçeye, Kürtlerin diline, kültürüne, müziğine, sanatına, sembollerine karşı linçler olmuştur. Dolayısıyla bu türden saldırılar bireysel, kişisel husumet kaynaklı değil, politik saldırılardır. Bir insan bir dilden nefret eder mi? Ya da bir insan nasıl bir dilden nefret eder hale getirilir? Arkasında politik bir saik olmadan bu tür saldırılar olmaz.

[...]

Röportajın devamı için: Gazete Duvar

https://www.gazeteduvar.com.tr/zana-farqini-turklere-helal-olan-neden-kurtlere-haram-makale-1500605