1990’ların ilk yarısından itibaren dünyanın pek çok farklı ülkesinde ve eş zamanlı olarak Türkiye’de yeşermeye başlayan kimlik mücadelesi ve kültürel canlanmalar ayrı ayrı dil ve inanç gruplarını etkilemiştir. Bu canlanmanın tarihsel hikayesi Adigece, Ermenice, Hemşince, Kürtçe ve Lazca dillerinin kültürel üretimlerine odaklanılarak aktarılmıştır. Sergide adı geçen dil gruplarının ana akım medyada yer bulamayan hikâyesini görünür kılmak hedeflenmiştir. Bu dillerin 1990’ların başından itibaren kısmen Türkiye’de ve kısmen de Türkiye-dışında yeşermeye başlayan ‘uyanışları’, mücadeleleri ve üretimleri bu dil topluluklarının sahip olduğu heterojenliğe vurgu yapacak şekilde sergilenmiştir. Kültürel üretimin kapsamı ise şu başlıklarla sınırlıdır: Alfabe, edebiyat, müzik, ders kitapları, kitap yayıncılığı, süreli yayınlar, radyo-televizyon.
Adı geçen dillerin ve hatta daha fazlasının tarihsel serüvenlerinin miladı olan 90’lar, tüm bu kültürleri kapsayan ve ‘kültürel çoğulluk’, ‘çok-kültürlülük’ gibi temel kavramları dert edinen önemli kurumların doğmasına da tanıklık etmiştir. Türkiye için bunlardan en önemli iki tanesi Kalan Müzik ve Bağımsız İletişim Ağı (BİA/Bianet)’tir. Kalan Müzik, Türkiye’de var olma mücadelesi veren pek çok dil topluluğu ve inanç grubunun müziğini derlemeyi amaç edinmekle birlikte kimi zaman bölgesel çalışmalar da yürütmüştür: Hakkari Kürt müziği, Dersim Ermenileri müziği gibi. Bianet ise hak haberciliği, yurttaş haberciliği ve özgür habercilik ilkelerini benimseyerek “Sessizlerin Sesi” mottosuyla çalışmalarını devam ettiren bir haber portalı olma mottosuyla şekillenmiştir. Bu saikle hareket eden Bianet, Türkiye’deki kültürel gruplara da yayınlarında yer vermeyi ihmal etmemiştir. Bugün Kürtçe, İngilizce ve Türkçe dillerinde yayın yapan Bianet’in, Kürtçe için bir de çeviri atölyesi bulunmaktadır.

Aynı dönemde yeşermeye başlayan bu iki farklı uyanışı, kesişim noktaları, ortaklıkları ve çok katmanlılıklarıyla sergi izleyicisine sunmak, serginin başlıca hedeflerindendir. Ayrıca odaklanılacak beş dil topluluğunun içindeki çok katmanlılık ve diğer kültürel gruplarla yaşanılan kompartımanlaşma da dikkate değer görünmektedir. Bu sergi boyunca, seçilen beş farklı Türkiye dili nezdinde, aslında Türkiye’de yaşayan kültürel grupların tarihsel bağlamdaki hikayeleri anlatılmıştır. Yazılı kaynakların yanı sıra yapılan görüşmeler, görsel ve işitsel kayıtlarla bu derleme desteklenmiş ve çeşitlenmiştir.