News

“Eskiden Havra Çıkışında Tüm Çanakkale İskelesi Musevi Ailelerle Dolardı!”

Çanakkale’de Musevi nüfusunu temsil eden üç aileden birinin üyesi, yıllara meydan okuyan fırınıyla tüm şehir halkının tanıdığı Sabetay Kohen.
-  A  +

Zehra Çengil - … I. Dünya Savaşı’ndan önce kurulan fırınının ne bir adı, ne de tabelası var fakat herkes onun simitlerinden, poğaçalarından ve fırında yumurtalarından haberdar. Kohen, çocukluğunda tüm Çanakkale çarşısını ve iskelesini dolduran Musevi ailelerin yıllar içinde peyderpey göç etmelerine şahit olmuş. Eski güzel günleri ve anılarını bir film sahnesi gibi mutlulukla, bazen de gözleri dalarak anlatıyor. İçindeki Çanakkale sevdası ve babasının devrettiği mesleğine bağlılığı, bu şehirden kopmasına engel olmuş. Kendisiyle, özlediği geçmişi ve bir türlü bırakamadığı Çanakkale’yi konuşurken sohbetimize Çanakkale Musevi Cemaati’nin en genç üyesi, ahşap ustası Beni Yüksel Levi de dahil oldu. İki yakın dost ile cemaatin o kalabalık ve görkemli günlerinin yanı sıra, Çanakkale’de yaşıyor olmanın kendilerine kattığı güzellikleri de konuştuk.

Hamursuz Fırını Çanakkale’de ne zaman ve nasıl kuruldu? Ailenizin Çanakkale’ye gelme hikâyelerini paylaşır mısınız?

Bu fırın I. Dünya Savaşı’ndan önce açılmıştı, burası Musevi Cemaatinin ‘Hamursuz Fırını’ydı. 1949’dan önce babamın ustası vardı, Yako. İlerleyen yıllarda o İzmir’e intikal etti. Babam İsrail’den gelince, hamursuz ve simit fırını olarak burayı babama verdi. Her sene hamursuz çıkardı. Babam 73’te öldü, 15-16 sene hamursuz yaptık. Buradaki Musevi Cemaati azalınca simit ve poğaça çıkarmaya ağırlık verdik. Doğma büyüme Çanakkaleliyiz; annem Umurbey Köyünden, babam da Ezine’den. 

Çanakkale’de doğdunuz ve büyüdünüz. Eskiden Yahudi nüfusu buralarda çok fazlaydı. Şimdi kaç aile yaşıyor? Yahudilerin Çanakkale’den göçleri nasıl oldu ve siz neden kalmayı tercih ettiniz? 

1940’lardan önce 200 aile kadar vardık. İsrail kurulduktan sonra birçok Musevi, İstanbul ve İsrail’e göç etti. 67’den sonra bazı olaylar yaşandı, sonra nüfus giderek azaldı. Çocukların okuması ve evlilik durumları sebebiyle gerçekleşti daha çok göçler. Ekonomik sorunumuz yoktu hiç. Ben de İstanbul’da iki iş açtım; başarısız olunca baba yadigârı fırına geri döndüm. Fırını hiç bırakmadım. Burada başarılı oldum, Çanakkale doğduğum ve doyduğum yerdir. İstanbul’da tekstil işi yaptım. Bilmediğim işler ve vadeli çalışmalar olduğu için muvaffak olamadık. Bizim işimiz peşin ve nakit para olduğu için bu şekilde çalışarak hayatımızı sürdürmek daha kolay. 

[..]

Fotoğraf: Kemal Diren

Röportajın devamı için: Şalom

http://www.salom.com.tr/haber-115143-eskiden_havra_cikisinda_tum_canakkale_Iskelesi_musevi_ailelerle_dolardi.html