Eren Keskin - Coğrafyamız, “koskoca” bir yalan üzerine kurulu.
Cumhuriyet, bu topraklarda doğup büyüyen gençlere, ‘bir kopuş, bir devrim’ olarak anlatıldı. Bu anlatı üzerinden, sadece Türk ve Suni ‘Müslüman’ kimliğini temel alan, bir resmi ideoloji üretildi.
Bu kimlikler dışındaki tüm etnik ve dinsel kimlikler yok sayıldı, ya da yok edildi.
Süryani halkı da, yaşanan büyük soykırımın ardından, topraklarından, hatıralarından, kazanımlarından koparıldılar.
T.C devletinin yarattığı resmi ideoloji, Soykırımcı-İttihatçı anlayıştan kopuş olarak anlatılmaya çalışılsa da, bu hiçbir zaman gerçeği yansıtmıyor.
T.C devletinin kuruluşunun ardında, İttihatçı zihniyet yatmaktadır. T.C devleti Lozan’da Osmanlı’nın borçlarını devir almış ancak döneminde işlenen büyük soykırım suçunu tazmin etmeyi, af dilemeyi bir borç olarak devir almamıştır.
Süryaniler Soykırımda sadece insanlarını değil, topraklarını, anılarını, umutlarını da kaybettiler.
Ve en acısı, Süryani Soykırımı (SEYFO) bugün bile, bu coğrafyada, kendisine ‘demokratım’ diyen kişi ve yapıların gündeminde olamıyor.
Çünkü sağcısı, solcusu, liberali aynı resmi ideoloji ile biçimlenmiş, bir insan topluluğu söz konusu…
Coğrafyanın temel meselesi, bu Soykırım ve Soykırım sonrası oluşturulan resmi ideoloji ve son derece totaliter uygulamalar ile resmi ideolojinin tüm toplumu içine alabilmesi…
Coğrafyamızda demokratikleşmeden söz edebilmenin birinci şartı, resmi ideolojinin tartışmaya açılması...
Bu yapılmadan, coğrafyada yaşanan Soykırım ve Soykırım sonrası oluşturulan ekonomik ve sosyal yapı tartışılmadan, demokratikleşmek mümkün değil.
Soykırım sonrası Süryaniler ’in büyük çoğunluğu yok edildi. Çok büyük bölümü, topraklarını terk etmek zorunda kaldı. Ve devlet, Soykırım sonrası, Süryani malları ile haksız bir zenginleşme yaşadı.
Sadece devlet değil, coğrafyada yaşayan halklarda, bu soykırımın ortağı oldular.
[...]
Yazının devamı için: Gazete Sabro
https://www.gazetesabro.org/2020/06/15/suryani-soykirimi-seyfo-herkes-suclu/