Alevilikte kadınların durumu üzerine araştırmalar yapan ve bu konuda kitapları ve çeşitli makaleleri bulunan Yazar Gülfer Akkaya ile yeni kitabı ‘Yol Kurucusu Kadıncık Ana’yı konuştuk.
Akkaya, Aleviliğin varlık mücadelesinde önemli eşiklerden biri olan Kadıncık Ana ve Hace Bektaş Veli’nin kurduğu Yol’un oluşum sürecini ve bu sürecin temel kurucularından Kadıncık Ana’nın süreçteki rolüne ilişkin önemli değerlendirmeler yaptı.
Kadıncık Ana’sız bir Hace Bektaş Veli’nin düşünelemeyeceğini söyleyen Akkaya, “Kadıncık Ana’yı bilmiyorsanız Hace Bektaş Veli’yi bilemezsiniz. Hace Bektaş Veli’yi bilmiyorsanız da Kadıncık Ana’yı bilemezsiniz. Bu ikisi aynı mekanda, aynı inancı, aynı süreği var etmiş ve aynı dönemde yaşamış insanlar. Birini bilmeyince zaten diğerini de bilmiyorsunuz. Hacebektaş ilçesinde dergah var orayı biliyorlar. Mesela o dergahın var olmasının nedeni de Kadıncık Ana ile ilgilidir. Kadıncık Ana olmasaydı o dergah da olmazdı” diye konuştu.
İşte Yazar Gülfer Akkaya‘nın PİRHA Editörü Nilgün Mete‘nin sorularına verdiği yanıtlar:
NİLGÜN METE - Öncelikle tebrik ediyorum Kadıncık Ana ile ilgili bu kitabı topluma kazandırdığınız için. Çünkü Alevi toplumunun, özellikle de kadınların önemsediği Kadıncık Ana var ve çok bilinmiyor, ondan çok söz edilmiyor ve “Alevi kadınların tarihi denilince de akla gelen ilk isimlerden biri Kadıncık Ana” diyorsunuz kitabınızın girişinde. Kadıncık Ana kimdir biraz bahseder misiniz?
GÜLFER AKKAYA - Aleviler açısından Kadıncık Ana kimdir sorusunun cevabı…Ben çalışma yaparken de sürekli aklıma Rosa Lüksemburg gelmiştir. Mesela Sosyalist harekette bir kadını düşündüğünüzde aklınıza ilk Rosa Lüksemburg gelir, o temsil eder hem teorik hem pratik olarak. Kadıncık Ana da sadece Alevi kadınlar için değil, en çok tabii Alevi kadınlar için ama Alevi toplumu için de Rosa Lüksemburg’un temsil ettiği bir şeyi temsil ediyor hem teorik hem pratik olarak. Kadıncık Ana kimdir? Kadıncık Ana bugün Alevi süreklerinden olan Bektaşi süreğinin hem kurucusu, hem o süreğin bugünlere gelmesini sağlayan, hem de o süreğin tıpkı kendisi gibi diğer kurucusu olan Hace Bektaş Veli’nin yoldaşı olmuş, Hace Bektaş Veli’yi etkilemiş, bu yolu birlikte kurmuş ama ondan farklı olarak da bugüne kadar gelmesi için de bu sürecin devam ettirilmesini sağlayan çok önemli bir tarihi karakter.
-Kadıncık Ana kitabını neden yazmak istediniz? Araştırma yapmak pahalı olsa gerek. Herhangi bir destek aldınız mı?
Kadıncık Ana, araştırma yapmaya başladığımdan itibaren karşılaştığım bir isimdi. İlk zamanlar çok aklıma gelmiyordu. Ama Yol Kadındır kitabından sonra biliyordum yani kaçınılmaz şekilde ben Kadıncık Ana’ya bulaşacaktım. Bunu hissedersiniz ya siz, öyle bir şey oldu. Sonra devam eden süreçte de bu Aleviliğin gerçekleştirilmesi meselesinde de hep erkeklerden bahsediliyor. Tarihi değerli, ünlü kişilerden bahsediliyor ama hiç Kadıncık Ana’dan bahsedilmiyor. Alevi kurumlarında, cemevlerinde Hace Bektaş Veli’nin fotoğrafları oluyor ama Kadıncık Ana’nın yok. Fakat benim yaptığım araştırmalarda Kadıncık Ana ile Hace Bektaş Veli’nin isimleri hep yan yana geçiyor, hiç ayrı geçmiyor. Her ne kadar siz Kadıncık Ana’yı görünmezleştirseniz bile, birçok erkek ve kadın araştırmacı bunu yapıyor ama gene de bir Kadıncık Ana demeden geçemiyorsunuz. Yani görünmezleştirilemeyecek kadar tarihte görülebilen, özellikle o pratik mücadelesinden kaynaklı görülebilen biri. O yüzden bu önemli kişinin kim olduğunu ben de merak ettim. Baktım, pek bir şey yok, kitap falan zaten yok. Başka bilgilere baktım. Hep İslami bir kadın figürü önünüze çıkıyor. Ama bu İslami kadın figürü Hace Bektaş Veli ile olması mümkün değil. Bu sorular ve -olması gerekiyor- merakım nedeniyle Kadıncık Ana ile ilgili araştırma yapmaya niyetlendim. Ama şunu biliyordum, başından beri kaynak sıkıntısı olacaktı. Çünkü 200 yıl önce yaşamış kadınlarla ilgili doğum tarihlerinden ya da nerede yaşadıkları, ne yaptıklarına dair gerçek bilgilere bile ulaşmak zorken, 1100’lü yıllarda yaşamış bir kadın, üstelik Alevi, üstelik Anadolu’da, üstelik Selçuklu döneminde, üstelik arşivlerinin şimdi Cumhuriyet’in kütüphanelerinde belki gizli dolaplarında saklandığı bir kadınla ilgili araştırma yaptığınızda her şey çok daha zorlaşıyor. En zoru da şuydu: Alevilerin tarihlerini İslamcılar, Türkçüler yazmışlar. O yüzden Alevilik tarihi, Türk-İslam sentezinden geçmiş ve bugünlere gelmiş. Şu anda da ‘temel kaynaklar’ diye bize önerilen kaynakların çoğu Türk-İslam sentezinden geçmiş. O bakıştan o perspektiften süzülerek hem Türkçü hem de İslamlaştırılmış bir Alevilik var. Kadıncık Ana ile Hace Bektaş Veli’nin kendisi de biraz öyle olmuş. O kaynakların içinde Kadıncık Ana’nın kendisini aramak, Alevi bir kadını, bu kadar Türkçü ve İslamcı bir bilgi ağının içinde aramanın kendisi de çok zordu. Ama neyse ki yine de devletin her ne kadar teslim almaya çalıştığı insanlar da olsalar, dede İlyas’ın torunundan ya da Aşık Paşazade’ye kadar bir takım insanlar böyle satır aralarına bazı bilgiler koymuşlar, 3-4 sayfa yer vermişler, oralardan ulaşabiliyorsunuz. Kaynak sorunu bir hayli yaşadım.
[...]
Haberin devamı için: PİRHA
https://www.pirha.net/aleviligi-birlikte-orduler-hace-bektas-veliyi-kadincik-anasiz-dusunemeyiz-video-207487.html/16/03/2020/