News

Kürt Müziğinde Yeni Soluklar: Tohumun belleğindeki bilgi

‘90’larda yaşanan rönesansın ardından 2000’lerin başında Kürtçe yayın yapan televizyon kanallarının çoğalması ve dijital teknolojinin getirdiği olanaklar Kürt müziğinin daha tanınır olmasına ve popülerleşmesine neden olmuştu. Ancak Türkiye’deki baskı ortamının yeniden alevlenmesi, Kürt siyasilerin tutuklanması, kayyumlarla birlikte kültür-sanat faaliyetlerinin dahi yasaklanması müziğe de sirayet etti. Fakat Kürt müziğinde uzun süren sessizlik, son zamanlardaki albüm çalışmalarıyla birlikte bozuldu. Kürt müziği nereden geldi, yolu, ufku nereye uzanacak? Yeni albümleri yakın zamanlarda yayınlanan, rock’tan caza çeşitli müzikal tarzlara zevkle uzanan, gelenekle bağlarını da sıkı tutan Tara Mamedova, Ruşen Alkar, Rewşan, Diljen Ronî ve Yunus Dişkaya anlatıyor…
-  A  +

Adem Özgür - Dengbêjlik, hem müzikal açıdan hem de bir anlatı olarak Kürt toplumunun en güçlü tarihsel, kültürel, sanatsal kurumu. Halk ozanı olarak da adlandırabileceğimiz dengbêjler, Kürdistan’daki savaş koşullarının yanısıra sevda öykülerini, yoksulluğu, kahramanlıkları nesilden nesile dört bir yana taşıdı. Dengbêjlerin dilinde gelişen ve bugüne kadar ulaşan klam’lar, günümüz Kürt müzisyenleri için de önemli bir kültürel zemin oluşturdu.

Kürt müzisyenler, bu kültürel birikimden ilhamla, 1970’lerde sol politik imgelerle ve Batı müziğinin imkânlarıyla tanışma olanağını buldu. Politik temaların müziğe yansıması ve müziğin politik faaliyetler açısından önem kazanması bu dönemde gerçekleşti. 1970’lerin pop-rock geleneğiyle 1980 sonrasının sol protest türleri, 1990 sonrası politik Kürt müziğini de etkiledi. [Besime Şen, Devlet, Piyasa, Parti: Nizamettin Ariç ve Kürt Müziği, Avesta Yayınları, 2016]

1980’lerin sonları ve 1990’lar ise Kürdistan’da çatışmaların şiddetlendiği, gazete bürolarının bombalandığı, faili meçhul cinayetlerin işlendiği, parti yöneticilerine yönelik baskıların arttığı yıllardı. Bu yıllarda devlet şiddetinin etkisini aşmaya çalışan Kürt politik çevreler, kendi tabanlarıyla iletişim kurmak adına kültür-sanat çalışmalarını da değerlendirdi.

Bu çalışmalar Alman düşünür, bestekâr ve müzikbilimci Theodor W. Adorno’nun “Vatanı olmayan insanlar için yazmak, yaşamak için bir yer halini alır” sözlerini anımsatıyor. Çünkü topraklarında sürekli savaş hali hâkim olan, vatanı dört parçaya bölünen Kürtler için yazmak, dolayısıyla müzik üretimi yaşamanın yeni bir formuydu artık.

2000’ler saklı kaset döneminin sonlandığı, uydu yayını yapan televizyon kanallarının çoğaldığı, politik imgelerin ilk defa televizyon ekranlarından evlere girdiği bir dönemdi. Bu yıllarda Kürtçe eserler dijital platformlarda yayınlanmaya başlandı, anadili üzerindeki yasaklar kısmen kalktı ve politikada yeni açılımlar ortaya çıktı. Aynı dönemde Türkiye’de çok önemli konserler veren Kürt müzisyenlerin isimleri Türk televizyon kanallarında ve gazetelerinde anılır oldu. Bu hızlı gelişmeler, popülerleşen Kürt müziğinin “özgürleşme” pratiğiyle birleşmesini sağlıyordu.

Karapetê Xeco, Şakiro, Mihemed Arif Cizrewî, Meryem Xan, Ayşe Şan, Mizgîn Tahir, Aynur Doğan, Gülistan ve Şivan Perwer, Tahsin Taha, Aram Tigran, Ciwan Haco, Hozan Serhad, Delil Dilanar, Mihemed Şêxo, Nizamettin Ariç gibi daha birçok dengbêj ve müzisyenden etkilenen yeni nesil sanatçılar, bu dönemde farklı yorum ve tarzlarıyla Kürt müziğine soluk getirdi.

[...]

Yazının devamı için: 1+1 Forum

https://www.birartibir.org/kultur-sanat/596-tohumun-bellegindeki-bilgi