Ayşegül Özbek
Türkiye'de konuşulan bütün diller adına çalışan sivil toplum örgütlenmeleri, kurumları ve yapıları tek bir ağ içinde toplayan Dil Hakları İzleme Belgeleme ve Raporlama Ağı (DHİBRA), anadili alanında hem kazanımları hem de ihlalleri bir arada toplayıp raporlamayı hedefliyor.
Ağın bileşenleri arasında Türkiye Kültürleri Araştırma Gruba ve Bianet'in yanı sıra; Aramyan Okulundan Yetişenler Derneği (Ermenice), Arap Alevi Gençlik Meclisleri (Arapça), Avesta Yayınevi (Kürtçe), Avlaremoz Platformu (Ladino), Gazete Sabro (Süryanice), Gor Hemşin Kültür Dil Tarih Dergisi (Hemşince), Gürcü Dil Merkezi (Gürcüce), İsmail Beşikci Vakfı (Kürtçe), İstanbul Kafkas Kültür Derneği (Çerkes dilleri), İstos Yayınevi (Rumca), Jıneps Gazetesi (Çerkes dilleri), Laz Kültür Derneği (Lazca), Süryani Dernekleri Federasyonu (Süryanice), Vejiyaişê Tiji (Zazaca), Heyamola Yayınevi (Romeyika) gibi aktörler de bulunuyor.
Dilsel çoğulluk hakkında çalışan ve farklı alanlarda faaliyet yürüten 40 kurum, imzaladıkları bildiriyle, yeni kazanımlar için herkesi mücadele etmeye çağırıyor. Bu anlamda önemli bir açığı da kapatmayı amaçlıyor.
DHİBRA'nın kuruluş ve çalışma alanlarını Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü'nden Prof. Bülent Bilmez anlattı.
Ağ, Türkiye'de farklı kültürel grupların bir arada yaşamasına rağmen bunlar hakkında yeterince çalışma yapılmamış olması, akademinin bu konulara uzak durması, akademi dışında çalışanların da her birinin kendi dünyasında çalışıyor olmasından hareketle kuruldu. "Bu bir gereklilikti" diye ekliyor Bilmez.
Türkiye gibi kültürel çeşitliliğin ve çoğulluğun yoğun olduğu bir ülkede bu konuda bilgi eksikliğinin çok fazla olduğu görüşünde Bülent Bilmez.
"İki eğitim projesi gerçekleştirdik. Bu eğitimler sırasında iki, üç şey özellikle öne çıktı. Biri kültürel çoğulluğun merkezinde dilin olduğuydu; diğeri de kurduğumuz ağın, DHİBRA'nın ne kadar elzem olduğu yönündeydi. Herkesin kendi dünyasında yaşadığı, neredeyse kimsenin birbirinden haberdar olmadığı gibi bir durum çıktı ortaya ve bunun aşılması için bu ağ hayati önem taşıyor."
"Kültürel çeşitlilik ya da kültürel çoğunluk dediğimiz şeyin aslında merkezinde gerçekten dil oturuyor" diyen Bülent Bilmez, var olan çeşitliliğin, çoğulluğun büyük bir kısmının dilsel farklılıklar, dilsel çeşitlilikler üzerine kurulu olduğunu aktarıyor.
"Sadece ihlallere değil, kazanımlara da odaklanacağız"
Eğitim projelerinin sonunda iki sergi ve dil hakları izleme çalıştayları yapılmış. Yıllarca kurulan ilişki ağlarından hareketle, kendi anadilleri için mücadele eden insanları davet ederek bitmiş bir proje veya metinle değil kafalarındaki sorularla ve açık önerilerle gitmişler. Çünkü katılımcı olması gerektiğine inandıkları bu yolda her şeyi beraber pişirmek niyetinde olduklarını söylüyor Bilmez.
"DHİBRA'nın çalışmaları çığır açıcı olabilir bence. Sadece şikayet üzerinden değil, kazanımlara sahip çıkılması noktasında da önemli olacak."
Bu bağlamda Türkiye'deki dil haklarıyla ilgili, hak ihlallerinin yanı sıra kazanımlarıyla ilgili pozitif gelişmeleri de izleyen, bilgileri toplayan, derleyen, belgeleyen ve dönem dönem raporlayan bir çalışma yapmaya karar veriyorlar.
"Bunun böyle bir ağ üzerinden gitmesi kapsamı genişletecektir. Çünkü tek bir oluşumun bütün dilleri takip etmesi çok zor olacaktı. Herhangi bir konuda hata yapmamak için bizzat o dilin çalışanıyla, uzmanıyla ve konuşanıyla birlikte yola çıkmak bizim için müthiş bir kazanım.
"Ağ olarak ana çalışma noktamız, anadiline saygı, anadilleriyle ilgili duyarlılığa çağrı. Ayrıca bunun bir zenginlik olduğunun kabulü ve aslında barış içerisinde bir arada yaşamanın garantisi olduğunun görünmesi. Bir de bütün olarak tabi ki hayatın her tarafındaki çoğulluğun kabulü ve çoğulculuğun savunulması..."
[...]
Röportajın devamı için: Bianet
http://bianet.org/bianet/insan-haklari/220341-bulent-bilmez-kulturel-cesitliligin-merkezinde-dil-vardir