Aysel Sarıpınar
Zaman içinde öğrendiği dilde kendini tanımlar ve çevresini anlamlandırır ki bu, insan için en vazgeçilmez öğedir. Peki, her zaman ilk öğrendiğimiz dil ebeveynlerimizin ya da onların ebeveynlerinin asırlarca konuştuğu dil midir? Yoksa sonradan içinde yaşadığımız toplumun egemen kültürünün baskıları ile öğrenmek zorunda kaldığımız dil mi?
Tabii ki bu soru; nerede, nasıl ya da hangi coğrafyada yaşadığınıza göre değişir. Örneğin İsviçre’de küçük bir kantonda yaşıyor ve sadece 50.000 kişi aynı dili konuşuyor olsaydınız mutlaka ilk öğreneceğiniz ebeveynlerinizin dili ve sonrasında kantonun ikinci resmi dili olurdu. Peki, bizim gibi coğrafyalarda?
Hepimizin bildiği gibi ülkemizde Türkçe, Avrupa dilleri ve Arapça dışında başka dillere pek yaşama şansı tanınmamakta. Oysa dille beraber o kadar çok şeyi yitiriyoruz ki! Dünya üzerinden her bir dilin yok olması sadece kültürün değil tüm dünya mirasının yok olması anlamına gelmekte.
Ülkemiz, etnik diller açısından zengin bir ülke ve bir araştırmaya göre Türkçe ile birlikte 36 dil konuşulmakta. Bu dillerden bir tanesi de yaklaşık 4 ila 6 milyon kişinin konuştuğu varsayılan Zazaca. Zazaca da diğer birçok dil gibi asimile edilerek unutturulmaya çalışılan dillerden biri. Öyle ki artık ebeveynler çocuklarına bu dili öğretmediği gibi kendi aralarında günlük konuşmalarda bile tercih etmemektedirler. Devletin uyguladığı baskı politikaları nedeniyle kendi dillerinden korkan nesiller yetiştiğinden artık yavaş yavaş dili konuşan insan sayısı azalmakta ve dile Türkçeden birçok kelime girerek ağırlıklı Türkçe-Zazaca karışımı bir dile evrimleşmektedir. Tüm kötümser yaklaşımlarımıza rağmen Zazaca dilinin gelişmesi, konuşulması, öğrenilmesi için çaba sarf eden güzel insanlar da var.
Her şeye rağmen Zazaca okuma-yazmayı öğrenip Zazaca eserler veren yazarlarımız ve bu yazarların kitaplarını basan yayınevlerimiz var.
Bunlardan bir tanesi de Dersim Yayınları. Dersim Yayınları’nın burada adını zikretmemin nedeni Dersim Yayınları’nın kurucusu ve aynı zamanda yazar olan Şükran L. Yılmaz’ın Zazaca diline katkılarından dolayı Ankara Pusula Sahaf Kitapevi tarafından bu yıl ilki düzenlenen “Emek ve İnat Hatırası” ödülüne layık görülmesi.Pusula Sahaf “Emek ve İnat Hatırası” adı altında böyle bir ödül düzenleme gereğini “Emek, demokrasi, barış mücadelesinde kültür, edebiyat ve yayın alanında inatla emekle sürdürülen çabaların unutulmasını önlemek en azından geciktirmek, kadri bilinir eylemek ve görünürlüğünü artırmak bu hatıranın gerekçelerinin başında gelmektedir.” diyerek açıklamaktadır.
Pusula Sahaf adına İshak Kocabıyık 1. “Emek ve İnat Hatırası” ödüllerini 21 Aralık 2019 tarihinde sahiplerine sundu. Şükran L. Yılmaz’ın ödüle layık görülmesini Sn. İshak Kocabıyık şu sözlerle açıklamaktadır: “Kısa süren yayın hayatında Zazaca diline, unutturulmaya çalışılan bir dönemi ve bu dönemin sıra neferlerini, Dersim coğrafyasının büyülü hikayelerini emek ve inatla basılı hale getiren ancak piyasanın acımasızlığına yenilen Dersim Yayınları ve onun kurucusu Şükran Yılmaz’ın emek ve çabaları övgüye değer görülmüştür.
Şükran L. Yılmaz kimdir?
Biraz kendi betimlemelerinden yola çıkarak size Şükran’ı tanıtmaya çalışayım. Dersim, Ovacık doğumlu. 7 yaşında İstanbul’a ailecek göç ediyorlar. Annesinin İstanbul’da Türkçe öğrenmesi ile birlikte Şükran da Türkçe konuşmayı öğreniyor. Okul dönemi ile birlikte evde konuşma dili Zazacadan Türkçeye dönüşüyor. Zazaca artık köye gidildiğinde yaşlılarla ve akrabalarla konuşulan zorunluluk dili haline geliyor. 2009 yılında sosyal medyada Zazaca dilinde yazılara rastladığında yeniden diline kavuşma heyecanı duyuyor. Asıl kırılma noktası ise bir yıl sonra 2010 yılında Uluslararası 1. Dersim Sempozyumu’nda Zazaca üzerine sunum yapan Mesut Asmên Keskin’le tanışması oluyor.Mesut Asmên, “küçükken evde kendisini nasıl çağırdıklarını” sormuş. Şükran bunun üzerine epey düşünmek zorunda kalmış ve daha sonra kendisine “Lılek” diye seslendiklerini hatırlamış. “Bu soru ile Devletin Dersimliler üzerinde uyguladığı asimilasyon politikasının iliklerimize kadar işlemiş olduğunu bizi aslımızdan uzaklaştırdığını ben o gün ilk kez fark ettim” diyerek açıklıyor bu kırılma noktasını.
[...]
Yazının devamı için: Dersimnews.com
http://dersimnews.com/dersim/dersim-edebiyati/2019-12-30/bir-odul-ve-bir-kadin-yayincinin-hikayesi