Tuğçe Özbiçer, Melike Bisikletciler
“Ortaköy’de yalnızca bir Rum aile kaldı” diyor Ortaköy Rum Vakfı Başkanı Strato Dolçinyadis. Bu cümle, İstanbul’daki azınlıkların durumunun bir özeti aslında. Varlık Vergisi, 6/7 Eylül Pogromu, 1964 Sürgünleri, şiddetle karışık yaşanan hak ihlalleri, ayrımcılık, “ötekileştirme”… Bütün bunlar Yahudi, Rum, Ermeni gibi azınlıkları doğdukları topraklardan gitmek zorunda bıraktı, bırakıyor. Kalanlarsa 2007’de katledilen gazeteci Hrant Dink’in dediği gibi ‘güvercin ürkekliğinde bir yaşam’a itiliyor…
Geçmişte İstanbul’un pek çok ilçesinde yaşayan azınlıklar, bugün ağırlıkla Kadıköy, Şişli, Bakırköy, Taksim ve Beşiktaş’ta oturuyor. Biz de Yahudi, Ermeni ve Rum halklarının bir araya geldikleri güncel mekânların ve yakın tarihe ilişkin hafızanın izinde, Beşiktaş’tan yürümeye başlıyoruz…
Önyargılarla yitip giden komşuluklar…
Balık Pazarı’nın yanındaki Panayia Rum Ortodoks Kilisesi’nden sonra pazarın üst sokağındaki Surp Asdvadzadzin Ermeni Kilisesi’ni ziyaret ediyoruz.
Kilisenin bahçesinde, İstanbul’un Dolmabahçe Sarayı gibi değerli eserlerinin mimarları olan Ermeni Balyan ailesinden Garabet ve Sarkis Balyan’ın büstleri bulunuyor. Bir sonraki durağımız Ortaköy’deki Kosher Restoran “Caffe Eden”.
Dört yıldır açık olan Caffe Eden, Yahudilerin dini geleneklerine uygun kesilen et yemekleri sunuyor. Restoranı cemaat adına denetlemek için orada olan Moris’ten eskiden Yahudi Çarşısı olarak anılan bu sokağın Yahudi nüfusunun, bugün Ulus, Göktürk ve İstinye’ye kaydığını öğreniyoruz. Bugün İstanbul’da sadece bir Yahudi okulu bulunuyor: Ulus Özel Musevi Lisesi.
Kültür ve dil pratiklerini nasıl devam ettirdiklerini sorduğumuzda ise, “Okulda çocuklar dört dil öğreniyor. Evlerde İbranice konuşmuyoruz ancak İbranice de okulda öğretilen dillerden biri” cevabını alıyoruz.
[...]
Yazının devamı için: http://bianet.org/bianet/medya/217878-azinliklar-anlatiyor-ortakoy-de-yalnizca-bir-rum-aile-kaldi